Yazı İçeriği
1- Nezle Soğuk havalar vücut direncini düşürüyor Hastalıklar çocuklardan büyüklere geçiyor Yüze dokunmak üst solunum yolu enfeksiyonlarını yayıyor Tedavide antibiyotik gerekmiyor İkincil enfeksiyonlarda antibiyotik gerekebiliyor Hastalığın kronikleşmesine izin vermeyin

Üst solunum yolu enfeksiyonlarını elinizle önleyin

Kışın soğukla birlikte virüslere bağlı üst solunum yolları hastalıkları da çok daha fazla yaşanıyor. Bu hastalıklar bazen basit bir nezle veya grip olacağı gibi bazen de kulak iltihabı, farenjit, sinüzit, bademcik iltihabı veya larenjit gibi daha ciddi enfeksiyonlar olabiliyor. Ortalama bir insan saatte 16 defa yüzüne dokunuyor. Ellerdeki mikropların üst solunum yolu enfeksiyonlarına ne kadar kolay yol açacağını bu sayıdan tahmin etmek çok zor değil.

İşte sık yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonları hakkında bilmeniz gerekenler...


1- Nezle

Genellikle ayakta geçirdiğimiz ve burun akıntısı, tıkanıklığı ile giden burnu döşeyen mukozanın virüs enfeksiyonu. Nezlede çok fazla ateş görülmüyor ve genellikle bir iki gün içinde düzeliyor.

2- Grip

Vücudu daha yaygın bir şekilde etkileyen gripte boğaz ağrısı, burun akıntısı ve öksürüğe eşlik eden yüksek ateş ve kas-iskelet ağrısı yaşanıyor.

3- Kulak iltihabı

Üst solunum yoluna özelleşmiş hastalıklardan kulak iltihapları kulak zarının ve orta kulak boşluğunun enfekte olmasıyla karakterize, ateş ve kulak ağrısıyla kendini belli eden bir hastalık.

4- Farenjit ve tonsillit

Boğaz ağrısı ve ateş ile seyrediyor. Farenjit boğazın, tonsillit ise bademciklerin iltihabı anlamına geliyor. Bazen ikisi beraber görülebiliyor.

5- Larenjit

Gırtlak ve ses tellerinin iltihaplanmasıyla oluşan larenjitin en önemli belirtisi ses kısıklığı.

Soğuk havalar vücut direncini düşürüyor

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının tamamı kışın daha fazla yaşanıyor. Çünkü bu hastalıklar da virüs salgınlarıyla paralel gidiyorlar. Her kış 2-3 haftalık virüs salgınları izleniyor, daha sonra ise bu salgınlar geldiği hızla kayboluyor. Bu durumun tek ve kesin bir sebebi olmamakla birlikte soğuk havalarda vücudun hastalık karşısındaki direnci düşüyor.

Üst solunum yolunu döşeyen ve mukoza adını verdiğimiz katmanı oluşturan hücreler, mikroskobik boyutta tüylere sahiptirler. Bu tüyler vücuda giren mikroplar dahil partiküllerin temizliğinden sorumludurlar. Soğuk havalarda bu tüylerin süpürme hareketlerinin yavaşlaması bu temizliği sekteye uğratıyor ve enfeksiyonların artmasına sebep oluyor.

Hastalıklar çocuklardan büyüklere geçiyor

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının en yaygın sebebini oluşturan viral salgınların yükselip yerleşme eğilimi genellikle çocuklardan büyüklere doğru oluyor. Çocuklar özellikle kreş ve anaokullarında yaşıtlarından aldıkları hastalıkları evde büyüklerine bulaştırıyor ve erişkinler de iş ve sosyal hayatlarında bu hastalığı birbirlerine bulaştırarak yaygınlaştırıyor. Çocukların bağışıklık sistemlerinin tam olarak oturmamış olması hastalıkların çocuklardan yetişkinlere taşınmasına neden oluyor.

Yüze dokunmak üst solunum yolu enfeksiyonlarını yayıyor

İş, okul ve sosyal ortamlar gibi insan temasının fazla olduğu ortamlarda hastalık geçişi çok sık yaşanıyor. Korunmak için hastalığa sahip kişilere yakın temastan kaçınmak ve özellikle el hijyenine çok büyük önem vermek gerekiyor. Ortalama bir insan saatte 16 defa yüzüne dokunuyor. Ellerdeki mikropların üst solunum yolu enfeksiyonlarına ne kadar kolay yol açacağını bu sayıdan tahmin etmek çok zor değil.

Tedavide antibiyotik gerekmiyor

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının büyük bir çoğunluğu virus kaynaklı olduğundan tedavi genellikle bulgulara yönelik destek tedavisi olarak düzenleniyor. İstirahat ve bol sıvı alınması tedavinin vazgeçilmezleri. Burun tıkanıklığı ve akıntısı, boğaz ağrısı ve ateşe yönelik tedavi yeterli. Antibiyotikler viruslere karşı etkili olmadığından kullanımı da gereksiz. Bunun yanında gereksiz kullanılan antibiyotikler karaciğer ve böbreklere yük oluşturuyor ve toplumdaki antibiyotik direncini artırıyor.

İkincil enfeksiyonlarda antibiyotik gerekebiliyor

Uzun süren viral enfeksiyonlar üst solunum yolunu döşeyen mukozada hasar yapıp bakterilerin buraya yerleşmesine ortam hazırlayabiliyor. Bu durumda bizim ikincil enfeksiyon dediğimiz iltihabi bademcik enfeksiyonları görülebiliyor. Enfeksiyonlar kulak, bademcikler, sinüsler ve boğaz gibi daha özelleşmiş yerlere yerleşebiliyor. Hafif başlayan bir üst solunum yolu enfeksiyonunun 5-7 günden fazla sürdükten sonra ağırlaşarak ateşin ve ağrının artması bizi bu açıdan uyaran işaretler. İşte bu bakteriyel enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyuluyor. Yine de doktor gözetimi haricide antibiyotik kullanmamalısınız, zira hangi antibiyotiği hangi enfeksiyona ve ne kadar dozda verilmesi gerektiğini bilmek önemli.

Hastalığın kronikleşmesine izin vermeyin

İyi tedavi edilmeyen bademcik, kulak ve sinüs enfeksiyonlarının kronikleşebileceğini unutmayın. 3 aydan fazla devam eden, kötü kokulu kulak akıntısı ve işitmede azalmayla seyreden kulak enfeksiyonları; yine 3 aydan uzun devam eden burun tıkanıklığı, geniz ve burun akıntısı, yüzde dolgunluk ve yüz bölgesinde yoğunlaşan baş ağrısıyla seyreden sinüs enfeksiyonları kronikleşiyor. Bunun yanında kronik bademcik iltihabı da yılda 5-7 defadan fazla gerçekleşip, yüksek ateş ve boğaz ağrısıyla seyredebiliyor. Kronikleşen bu üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavileri çok kolay değil ve bazen cerrahi müdahale gerektirebiliyor.